Makaleler

ANLAŞILABİLİRLİK NEREDE ?

Oturduğum yerden uzaklardaki koruluk alana baktığımda farklı tonları olan yeşil bir renk görüyorum. Bundan sonra, asla hesaplayamayacağım kadar kısa bir süre içinde de görüntüye ağaçlar geliyor. Adına ağaç dediğimiz bu nesnelerin kılıklarını belirliyorum. Ağaç topluluğunun hemen arkası veya yanı diyebileceğim yerlerinde onlar gibi "doğal" olmayan ve onlardan "farklı" bazı nesnelere daha rastlıyor bakışım. Bu farklılığın ortaya çıkmasında ağaçlardaki belirli bir kılığın yardımını görüyorum. Koruluk alanın, dolayısıyla ağaçların bana olan uzaklıklarını, nasıl ve nereden elde ettiğimi kestiremediğim tecrübelerime dayanarak hesaplamaya çalışıyor ve böylelikle büyüklükleri hakkında bir fikir yürütmeye çabalıyorum. Eğer bulunduğum yer kapalı bir mekânsa, ağaç gölgelerinden güneşin konumunu ve/veya sallanmalarından da rüzgarın yönü ve/veya şiddetini anlayabiliyorum.

ORTAÇAĞ VEYA IŞIĞA AÇILAN PENCERE

Ortaçağı felsefi anlamda genel olarak “anlatabilecek” bir yazı yazmanın kolay bir iş olmadığı çok açıktır. Bunun en geçerli nedenlerinden birisi, Ortaçağın hemen her döneminde, akla gelebilecek her konu hakkında, uçsuz bucaksız tartışmaların ve bu tartışmalara ilişkin yorumların yapılmasıdır. İnsan adeta nereye bakacağını şaşırır! Bir anlamda Ortaçağ felsefesi bağlamında herhangi bir konunun çevresinde dolanmak bu denli büyük bir zorluğu içermeyebilir. Çünkü hedefiniz bellidir ve neyin veya nelerin etrafında dolaşmanız gerektiğini bilirsiniz; bilmeseniz bile konu size bunu dolaylı yollardan pekala öğretir.

KÜRE/SEL/LEŞME İNGİLİZ/CE/LEŞME Mİ DEMEK?

Dilin, insanın kendisini ifade edebilme aracı olarak ortaya çıktığı aynı zamanda insanın kendisi de ortaya çıkmış oldu. Bu anlamda dilin “insan soyunun bütün varlığıyla birlikte” gittiğini söylemek yanlış olmaz. Dil dediğimiz şey, içinde yaşıyor olduğumuza ilişkin derinden bir inanç duyduğumuz dünyamızın ‘biçimlenmesi’ söz konusu olduğunda kendisinden kesinlikle ayrı olamayacağımız çok önemli bir işleve sahiptir. Başka türlü ifade edecek olursak dilimiz, bizi oluşturan ve çevremiz/dünyamız demek olan nesneler/olgular çokluğunun anlamlı bir araya gelişinin ‘bizim açımızdan bir tür garantisi diyebileceğimiz ‘sistem’in ta kendisidir.

İçeriği paylaş