Bildiriler

IRREVERSIBLE IMAGINATIONS IN CHANGING

We observe that Aristotle is not very interested in the term “eikasia”
which Platon chooses as one of the key elements of “doksasta”. Aristotle
prefers to use “phantasia” derived from the term “phaino” instead of this term.1
However the term has been used as “phos” in the translation made by Guilelmus
de Moerbeka into Latin and according to Thomas Aquinas this term has been
derived from “phanos” which means “appearance”.2 The reason why the
light is important here is that the light animates the colours which help us
recognise the boundaries of the objects. In terms of this meaning, the light
turns into the key requirement for the imagination’s having the variety of
objects comprising the world.

BİLGİYİ SATMAK

Bir yazıya başlamanın her zaman en zor işlerden biri olduğunu düşünmüşümdür. Şimdi de bu yazıya başlarken aynı zorluğu hissettiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Konuşmanın başlığı aslında pek çok şeyi hemen çağrıştırabilecek bir genişlik verse bile, gene de başlangıç her zaman hem çok zor ve hem de çok önemli. Üstelik yazının insanın düşüncesinde şekillenen sorunları ve bunlar üzerine analizlerini kayıpsız olarak yazıya dökmesinin mümkün olmadığını düşünürsek, bu zorluğun boyutları bir parça daha açıklık kazanmış olacaktır.

Biz bu konuşmada bilginin insan açısından ne anlama geldiği üzerinde durmaya çalışacak ve onun, biricik değil, ancak çok önemli bir parçası olan üniversitedeki yerine değineceğiz. Bunu yaparken elbette amaçladığımız şey, esas olarak insan-bilgi ilişkisi olacaktır. Ancak kabul edilmesi gerekir ki, böyle bir ilişkinin analizinin sadece kısa bir konuşma içine sıkıştırılması imkansız ve bir o kadar da yanlış olur. Gene de söyleyebileceklerimizi ortaya koymaya çalışacağız.

BİREYLEŞME İLE MEKÂNIN ARASINDA-Kİ MİMAR

Gündelik hayatımızı gerçekleştirirken ortaya çıkan bütün sayılabilir durumların kendi aralarında hemen göze çarpan bir ortaklık bulunmaktadır. Bu ortaklığın insanla, algılayan bireyle olan ilgisini kurmak, onun üzerinden bu ortaklığı fark etmek de mümkündür. Bizler, algılayan ve algıladığının da farkında olan var oluşlar olarak --duyusal-- algımıza konu olan fizik dünyanın içinde bizi şaşırtacak herhangi bir şeyi neredeyse bulamayız. Başka bir deyişle, fizik dünyanın işleyişi içinde bize değen şeylerin hiç birinde bir şaşırtıcılık yoktur.

Her biri birer var olan olarak karşımızda duran veya bizi ‘karşılayan’ ‘karşıda bırakan’ nesnelerin ortaklığı, bu anlamda, onların normallikleridir. Normal olmaları, sadece kendi başlarına beliren var oluşlarında değil; fakat aynı zamanda başka var oluşlarla girdikleri çeşitli düzey ve derinlikteki ilişkileri üzerinden de devam etme eğilimi taşımaktadır.

DEMİURGOS VEYA MİMAR

Bu konuşmada çok temel olarak mimar ve onun eseri ile olan ilişkisini anlamaya çalışan bir tutumu ortaya koyacağım. Bu tutum, doğal olarak, kendisine konu edindiği problemlerin çok fazla dışında olmayan; ama tam da kalbinde yer almayan bir probleme, gene bir parça değişik bir bakış açısından yaklaşmayı deneyecek. Bu bakımdan anlatımdaki sıkıntıların mümkün olduğu kadar dinleyiciye yansıtılmaması kaygısı, dileği, arzusu hep ön planda tutulmuştur. Kuşkusuz burada bir önemli şeyi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. O da şudur: Farklı bir bakış açısıyla konuyu ele almak genellikle iki nedenden dolayı gerçekleşir. Bunlardan birincisi, konuyu ele alanın zihinsel yeteneği ile ilgilidir. O güne kadar kimsenin göremediği bir yaklaşım tarzını “keşfeden” dahi konuyu yeniden var edebilir. İkinci neden ise konuyu ele alanın o konu hakkındaki yetersizliği olabilir. Konuyu o güne kadar değerlendiren anlayışları kavramaktan uzak bir birikimi olduğundan, konuyu anlamanın biricik yolunun kendi deneyimi olacağını düşünen cahil, değişik bir bakış açısı ile konuya yaklaşır. Buradaki değişik olmak, olasılıkla konuyu daha iyi ele almak anlamına gelmez.

İçeriği paylaş